Gündelik yaşam bilim alanlarındaki çalışmalardan her gün biraz daha fazla etkilenmektedir. Laboratuvarlardan, deney alanlarından, gözlem raporlarından çıkan çözümlemeler, bağlantılar, varsayımlar yaşamın her alanını kuşatarak gelişmektedir. Ancak gündelik yaşamda bu gelişmeler ile karşılaşma biçimleri, “bilimler”in kendisi tarafından değil, tüketim kültürünün nesneleri ve ilişkileri tarafından belirlenmektedir. Endüstri kültürünün -tüketimin- egemenleşmesi, teknolojik olanı yaygınlaştırırken, tersine bilim kültürünü belirsizleştirmektedir.

Bununla birlikte bilimler tarihi, bilim etkinlikleri sosyolojisi, felsefi tutumlar, eğitim gibi bilim kültürünün öğeleri arasındaki karşılıklı etkileşim içinde bilimlerin bilgisinin üretimi sürmekte; sorular ve sorulara verilen yanıtlar çoğalmaktadır. Bilimler alanındaki araştırma ve bilgi birikimi arttıkça, gelişmeleri anlamak, etkilerini yorumlamak için “entelektüel bir kavrayış”a daha fazla gereksinim olduğu açığa çıkmaktadır.

Geleneksel kabullere göre “entelektüel kavrayış”ın akademik öğretim programları aracılığı ile edinilmesi gerektiği varsayılmaktadır. Ancak eğitim politikalarında “meslek”, “istihdam”, “sanayi” gibi olgulara yönelik yapılan aşırı vurgu, akademilerdeki “bilimler” öğretiminde “entelektüel kavrayışa” olan ilgiyi azaltmaktadır. Bu durum, bilimlerin içeriğindeki felsefi kavrayışın yerini gittikçe belirsizleştirirken, akademilerdeki dinsel olanın artan ideolojik manipülasyonları da bilimlerin kuşkucu ve eleştirel niteliğini giderek değersizleştirmektedir.

Sorunun kendisini, artık sorunu çözmekle yükümlü olan kurumun kendisi üretmektedir.

Buradan bakınca, bilimler arasında geçişlerin yapılmaması, olgu çözümlemelerinde nedenler arası bağlantının kurulamaması, teorinin problemlere uygulanamaması, çözümlemelerden genellemelere gidilememesi ya da bilim paradigmalarının eleştirilememesi gibi problemler, sadece akademilerdeki öğretim stratejilerini ilgilendiren problemler olarak görülemez.

“Bilim kültürü”nün gereği olan “entelektüel kavrayışın” zayıflamasından kaynaklı olarak görülebilecek bu ve benzeri sonuçlar karşısında, bilimlere dayanan bilginin geliştirilmesi ve yaygınlaştırılmasının olanakları sorusuna, akademik koşulların dışında ve farklı bağlamlar içinde de yanıt aranmalıdır. Bilimler Köyü, bilimler alanındaki problemler için farklı tartışma ortamı yaratmayı, bilimler alanındaki bilgilerin kavranılmasının yöntemlerine ilişkin yeni modeller oluşturmayı; bu sayede bilim kültürünün yaygınlaştırılmasına katkı sağlamayı amaçlayan bir uygulama örneğidir. Bilimler Köyü, farklı bilim dallarının aynı ortamda, birlikte çalışması aracılığıyla problemlere “yeniden” ve “bütünsel” bakmaya olanak sağlayacak bir “tartışma” (bu sayede öğrenim) programı uygulamayı amaçlamaktadır.

Bilimler Köyü, “bütüncül bakış” odaklı bir tutum sergileyerek, bilimler alanındaki bilginin kavranışına özel bir katkı sunmayı amaçlamaktadır. “Bütüncül bakış”, “katılımcılar”da (öğrenmek için programa katılanlarda) olgular bağının kavranmasına yönelik bir bilgi kazanımını amaçladığı gibi, farklı bilim dalları arasındaki etkileşim aracılığı ile daha geniş bir perspektiften bakabilme yönünde entelektüel bir ilgiyi de uyandırmayı da amaçlamaktadır.

Bilimlere ve bilim kültürüne ilişkin entelektüel ilgiyi teşvik ederken, bu tutumda merkezi değer insanın değeri bilgisidir.

Bilimlerin sağladığı bilgilerin ilişkilendirilmesini genişletmeyi isterken bunu sadece bir bilimcilik misyonu ile değil, bundan daha fazla, yaşamaya değer bir dünya özlemini içeren pratik amaçlar ile yapmaktadır. Bilimler Köyü, bilimler bilgisini, “yaşamın değeri” bilgisi ile birlikte ele almakta ve kendisini “insanın değeri” bilgisi ile sınırlamaktadır.

Bilgi yaşamdır, yaşam kendinde ve kendisi için bir haktır ve bilimler bu hakkın geliştirilmesinin ve tutarlı yaşanmasının olanaklarından birisidir.

Bilimler Köyü Akademik Kurulu



Close Menu